
Görmede Bulanma
Şeker hastasıysanız ve bulanık gördüğünüzü fark ettiğiniz anda yeni gözlük almadan önce kan şekerini ölçtürün veya takibinizi yapan Endokrinoloji /Dahiliye doktorunuza kontrol olunuz. Kan şekerinin yükselmesine bağlı olarak gözün kristalin merceğinde ışığın kırıcılığı değişir ve gözlük numarası değişikliğine bağlı görme bulanıklığı olabilir. Düzeltmek için kan şekerinizi hedef aralığa geri almak gerekir (açlık ölçüm 70-130 mg/dL ve yemekten 1-2 saat sonra en fazla 180mg/dL). Bu durumun tamamen normale dönmesi 3 ay kadar sürebilir. Göz muayenesinde bunun daha ciddi bir sorunun belirtisi olup olmadığı size söylenecektir.
Yüksek Kan Şekerinin Uzun Dönem Etkileri
Yüksek kan şekeri seviyeleri zamanla gözlerinizin arkasındaki (retina) çok küçük kan damarlarına zarar verebilir. Damarlar sıvı sızdırır ve ödem, kanamalar ve diğer sorunlara neden olur. Kan şekeri seviyeleri yüksek seyrediyorsa, vücudun diğer bölümlerinde diyabet belirtileri ortaya çıkmadan önce gözde hasar başlayabilir. Temel bir göz muayenesi ile bu etkilerin başlayıp başlamadığı anlaşılır. Uzun süreli diyabet göz sorunlarına yol açabilir: retinopati, maküla ödemi, glokom ve katarakt.
Diyabetik Makula Ödemi
Retinopati bazen retinanın makula adı verilen önemli bir bölümünde sıvıya neden olur. Araba sürmek, yüzleri tanımak ve okumak için retinanın makula (sarı nokta) bölümünü kullanırız. Makula bölgesinde retina aralarına sızan sıvı nedeniyle ödem oluştuğunda, görüşümüz bulanıklaşabilir ve görüşümüzün bir kısmını veya tamamını kaybedebiliriz. Diyabetik retinopati olan kişilerin yaklaşık yarısında diyabetik makula ödemi gelişir.
Diyabetik Göz Hastalığının Tanısı
Diyabetik retinopati tanısı için biyomikroskop muayenesinde genellikle de göz bebeğini büyüttükten sonra temassız veya temaslı muayene lensleri ile retina muayenesi yapılır. Geniş açılı temassız lensler ile bazen göz bebeğinin büyütmeden de gözdibi muayenesi yapılabilir ve gerekirse gözbebeği büyütülebilir. Tanı için optik koherens tomografisi (OCT) dediğimiz bir cihazla retinanın tomografik kesitlerinin çekildiği bir görüntüleme yöntemi kullanılır. Göz dibinin renkli fundus fotoğrafı çekilebilir. Retinopati saptanan olgularda gerekli görülürse fundus flöresein anjiyografisi (FFA) dediğimiz bir görüntüleme yöntemi daha kullanılabilir. Bu görüntüleme yönteminde damardan flöresein boyası verilerek retina damarları ve retina dokusunun yapısı ile işlevlerindeki değişiklikleri ve yeni damar oluşumları olup olmadığı incelenir.
Erken Tedavi
Muayenede retinopati saptanmış ise durumun daha da kötüye gitmediğinden emin olmak için yıllık veya daha sık göz muayenesi önerilebilir. Bu noktada tek tedavi diyabetin daha iyi kontrolü olabilir. Genel olarak kan şekerini, kolesterolü ve kol tansiyonunu daha iyi kontrol etmek önerilir. Egzersiz, diyet ile daha doğru beslenme ve sigarayı bırakmak ta yardımcı olabilir.
Lazer Tedavisi
Panretinal fotokoagülasyon, anormal kan damarlarının büyüdüğü aşamada retinanın iskemik alanlarını yok etmek için kullanılır. Daha az yaygın olan makula çevresinde fokal ödem olduğunda bu fokal ödeme yol açan damar sızıntılarını kapatmak için fokal lazer gerekebilir. Bu işlemler görme kaybının oluşmasını önleyebilir.
Anti-VEGF İlaçları
Diyabetik makula ödemi oluştuğunda göz içine enjeksiyon tedavisi uygulanır. Göz içi enjeksiyonlar, bazen de retinada yeni oluşan kan damarlarının kanamasını engellemek için lazer tedavisine ek olarak uygulanabilir.
Vitrektomi
Diyabetik retinopati eğer zamanında doğru bir şekilde tedavi edilmez ise retinopatinin geç aşamalarına ilerler ve bu aşamalarda yeni oluşan damar ağı ve beraberinde eşlik eden fibrotik doku hem retinada dekolmana yol açar hem de vitreus sıvısı içine kanmalar oluşur. Bu durumda vitrektomi ameliyatı gerekir.
Katarakt
Gözün doğal kristalin lensi, tıpkı bir kamera gibi gözün bir görüntüyü görmesini ve ona odaklanmasını sağlar. Bu lens, kirli veya lekeli bir pencere gibi bulanıklaştığında, bu bir katarakt oluştuğu anlamına gelir. Katarakt herkeste gelişebilir, ancak diyabetli insanlarda daha erken katarakt gelişebilir ve daha hızlı kötüleşir. Bulanık görme ve parlama şikayetleri olabilir.
Katarakt ışığı engeller ve her şey puslu görünür. Kan şekerinin yetersiz kontrolü süreci hızlandırabilir. Katarakt ameliyatı ile bulanık görme düzelir. Bununla birlikte katarakt olan gözde diyabetik retinopati bazen sonradan daha da kötüleşir. Bu nedenle katarakt ameliyatından sonra diyabetik retinopatinin ilerlemesinin kontrolü için daha sık muayene olmak gerekebilir.
Glokom
Diyabetlilerde, çeşitli şekillerde veya türde olabilen glokoma yakalanma olasılığı daha yüksektir.
Glokomda göziçi basıncı artar ve optik sinire baskı uygular. Erken dönemlerde herhangi bir şikâyet görülmez; ancak zamanla görme alanında yan taraflarda daralma olmaya başlar. Ancak bu daralma çok yavaş ve sinsi geliştiği için farkına varılmayabilir. Eğer tanı gecikir ve zamanında tedavi olunmazsa, yüksek göziçi basıncı kalıcı görme kaybına neden olabilir. Glokomun en yaygın formu olan açık açılı glokomu ilaçlar ile tedavi edilebilir. Glokom damlaları gözün ön kamerasındaki aköz sıvının drenajını hızlandırır ve gözün yaptığı sıvı miktarını azaltarak göz içi basıncını düşürür.
İlaçlar yanında ameliyat ve lazer tedavileri de göz basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.
Şeker hastalığında zamanında tedavi olunmaz ve retinopati son aşamaya ilerler ise, neovasküler glokom adı verilen nadir bir duruma da yakalanma olasılığı artar. Bu, gözün renkli kısmı olan iris üzerinde yeni kan damarlarının büyümesine bağlı oluşur. Bu damarlar ile iris-kornea açısı kapanır ve normal sıvı akışını engellenerek göz basıncı çok yükselir. Neovasküler glokomun birincil tedavisi, yeni kan damarlarının oluşumunu tersine çevirmektir. Bunun için yukarda bahsedilen panretinal lazer fotokoagülasyon tedavini yapmanın yanında anti-VEGF enjeksiyonu yapılabilir. Ayrıca glokom ameliyatına da ihtiyaç duyulabilir.